Elian paused. His heart, usually calm, began to race. He looked at his work and suddenly saw flaws where there were none. The wood felt heavy, and the shadows in the corners of his room seemed to stretch like grasping fingers. The whispers grew, weaving through his mind like smoke.

Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olan vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım).

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِقُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ ﴿١﴾ مَلِكِ النَّاسِۙ ﴿٢﴾ اِلٰهِ النَّاسِۙ ﴿٣﴾ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِۙ ﴿٤﴾ اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِۙ ﴿٥﴾ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ ﴿٦﴾ Bismillahirrahmânirrahîm. Kul e'ûzu birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs. Min şerril vesvâsil hannâs. Ellezî yuvesvisu fî sudûrinnâs. Minel cinneti vennâs. Nas Suresi Anlamı (Meali) Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. De ki: Sığınırım insanların Rabbine, İnsanların hükümdarına, İnsanların ilâhına; O sinsi vesvesecinin şerrinden. Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir.